Aslında en iyisi biraz da içinden geldiği gibi yazmak. Evet, katılıyorum, bazen de özenli ve düzenli yazmak lazım. Ne var ki insanoğlu bazen sırf içinden...
Bu bloğun adı Yazarlık Çalışmaları ve ben önemli bir adım atarak bu bloğu bundan sonra sadece bu spesifik içerikle doldurmaya karar verdim. Kesinlikle yazmak hakkında...
2011 yılının son iş günündeyiz. Koca bir seneyi daha bitirmekteyiz. Piyangodan büyük ikramiye kazanırsam ne yapacağımı her yıl olduğu gibi bu yıl da planladım bile....
Ben blogları ikiye ayırıyorum. Özenle emekle hazırlanan ve içerikleri yayılan bloglar, bir de insanların kendi yazma duygularını tatmin ettikleri bloglar. Önce ne demek istediğimi biraz...
Medyatik tipler genellikle aslında ne iş yaptığını pek bilmediğimiz ama isimlerini her yerde duyup önemli bir şeyler yaptıklarını zannettiğimiz kişilerdir çoğu zaman. Aslında medyatik tiplere...
Steve Jobs’un bir sözüne takıldı kaldı aklım. Bu gün ömrünün son günü olsa ne yapardın? Her gün aynaya bakıp bu soruyu soruyormuş. Hayatının son...
Bu akşam yazma akşamı oldu anlaşılan. Bazı akşamlar okuyorum, bazı akşamlar tenis oynayarak bedenimi yoruyorum, bazı akşamlar da dibine kadar içiyorum. Yaşadığım hayatın güzelliği...
Bolluca’yı ve oraya teredilmiş köpek sürülerinden haberim yoktu. Haberleri okudukça içim parçalandı. O tatlı zavallı yavrucakların halini duyunca, görünce tepkisiz kalmak mümkün değil. Neyse...
Yarın sabah yine yolculuk var. Bu sefer rotamızı İspanya’ya çevirdik. Yine yeni bir maratona başlıyorum. Stresliyim biraz, gitmesem aslında daha iyi olacak. Nereye gidiyorum? Ne...
Lizbon’da Tejo nehrinin okyanusla birleştiği noktalardan birinin kıyısında oturdum. Geçmişime geleceğime baktım şöyle bir. Eskiden Lizbonmuş dünyanın sonu, işte o dünyanın sonuna doğru yaktım sigaramı...
Sıkışmış bir halde tuvalete gittiğimde eğer sadece tek kapı varsa ve o da doluysa beklemek çok zor geliyor. Hele bir de içerideki çıkmak bilmiyorsa iyiden...
Sıkışmış bir halde tuvalete gittiğimde eğer sadece tek kapı varsa ve o da doluysa beklemek çok zor geliyor. Hele bir de içerideki çıkmak bilmiyorsa iyiden...
Bazen hayata yeniden başlamalı. Günlük rutinlerimizden sıyrılıp bilmediğimiz dünyaları keşfe çıkmalı. Bağımlılığımız haline gelen varlıklarımızdan kurtulup özgürleşebilmeli. Hayat ellerimizin arasından kayıyor, akıp gidiyor....
Küfrederek başlıyor her türlü bağlılık… önce söylenip isyan etme noktasına geliyoruz. Sonra yanlış uygulamalara karşı birleşip bir koruyucu kalkan üretiyoruz. Sonra o koruyucu kalkana yüklediğimiz...
İnsan basit bir yaratık.. ne kadar basit düşünürsen o kadar hedefe yaklaşırsın. Her şeyden önce insanlara güvenmeyi öğrenmelisin. O insan ki malını mülkünü emanet ediyorsun…....
Eski şarkılarda bir başka çeşit hayat, bir başka tür ümit varmış. İnsana çocukça hayaller kurduran belki de bunlarmış. Yaşımızdan, çoluk çocuk halimizden değil de bu...
Modern insan her zamankinden daha tutsak. Kölesi olduğumuz eşyalar, korkular, kaygılar, hırslar, hedefler arasında kaybolup gidiyoruz. Kapana kısılmışmız, bir sihirli elin bizi gelip bu işkenceden...
Bu gün adam akıllı sükutu hayale uğradım. Bir hayal kurmuştum, tamamen ters tepti. Üç gün boyunca hayalini kurduğum, hatta olacağına yürekten inandığım, olmasını sabırsızlıkla...