Eklenti Başlığı

Eklenti Başlığı

Yeni yıl ve yeni umutlar saçmalığı

Takvimler aslında sadece biz onlara bir önem atfettiğimiz sürece anlamlı. Zaman sonsuzdan gelen ve sonsuza uzanan bir kavramken ve biz bunu bir türlü idrak edemezken, yıllara, aylara, günlere bölmeye çalışıp, kendimize başlar ve sonlar icat etmişiz. Bu günün dünden, dünün yarından farkı bizim ona verdiğimiz isimden ibaretken, kendi koyduğumuz isimlerde bambaşka anlamlar arama hatasına düşmüşüz. Adına yıl dediğimiz zaman bölmelerinden biri için biçtiğimiz süre dün doldu ve yeni bir yıl 365 günlük sürprizleriyle önümüze uzandı. Bu satırları yazdığım yılın adına 2016 diyoruz ve onu da böldüğümüz için, Ocak ayında olduğumuzu belirtmekte yarar var. Sonuçta yeni diye adlandırdığımız bu yılın ilk gününde sanki yeni bir başlangıç yapıyor olduğumuzun kandırmacası içindeyiz. İnsanoğlu bir şeylere inanmaya çok ihtiyaç duyuyor ve maalesef değişme, hayatında bir şeyleri değiştirme arzusu çok kuvvetli bir şekilde devam ediyor. Bir şey olacak her şey değişecek diye inanmak istiyoruz. İşte bu yüzden yeni yıl gelecek, her şey değişecek diye bir ümit bekleyip duruyoruz. Ne dersek diyelim, yeni yıl gelince bu yıl şöyle olsun, böyle geçirsin, şunu getirsin, bunu götürsün gibi bir havaya giriyoruz. Umutlar yükseliyor, umut tacirleri iş başında pusu kurmuş bekliyor. Piyango idaresi en birinci umut taciri. Milyonlarca insan bilet alırken ihtimalin çok düşük olduğunu biliyor. Yine de hayatını değiştirecek bir rakamı yakalama şansının sıfır olmadığını biliyor. O şansa sahip olabilmek için bilet almak zorunda ve ne kadar çok bilet alırsa o kadar çok şansını artırabilir. Herkes gizliden gizliye kuruyor hayallerini. Şu anda yapmaktan nefret ettikleri işlerini bırakarak başlıyor hayalleri genellikle. Borçların bitmiş olmasının vereceği konfor ve özgürlük duygusunu tatmak istiyorlar. Her şeye sahip olunabilecek kadar yüksek miktarda bir para ile hayallerin sınırı yok. Herkes kendi çapında, kendi vizyonu büyüklüğünde kuruyor hayalini. Pek çok hayali gerçekleştirilmesi için piyango çıkmasının gerekmediğini unutarak yaşıyoruz. Sağlıklıysak, piyangonun büyüğü çıkmış bize. İnsanoğlu değişim vaat eden umut tacirlerinin hep peşinden gidedurmuştur. Astrologlar da bu konuda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Her burca bol keseden ümit dağıtırlar ve biz de ay hadi inşallah diye diye kendimizi daha güzel şeyler olacağına inandırırız. Aslında tam da inanmayız da, ümidimizin sönük ışığı, bir anda yelpaze ile güçlendirilmiş ateşe dönüp parlak parlak yanmaya başlar. Zaman geçip hiçbir şeyin değişmediğini gördüğümüzde, tek yapacağımız bir sonraki yıla kısmetse diyerek kabullenmektir. Astrologlar bizim bu zafiyetimizi çok iyi kullanırlar. Boğalara kısmet, Terazilere para, Akreplere aşk var bu sene. İkizler çok şanslı olacak, Kovalar çok bereketli. Oğlaklar sevgiye doyacak, Balıklar işte başarılı olacak. Herkes mutlu mesut yaşayacak bu yılı. Borçlar hafifleyecek, aşkta yıldızlar yer değiştirecek ve yeni bir döneme girilecek. Bu dönemde şans her ne burçta isen, o burçtan yana olacak. Bu yıldız falcılarımız olmasa bu kadar bol keseden umudu nereden bulacağız? Çok önemli bir boşluğu doldurup bizi her şeyin daha iyiye, daha güzele doğru değişeceğine, bir süreliğine de olsa inandırdıkları için kendilerini seviyoruz. Hayal kırıklıklarına uğradığımız zamanlar nefret edip isyan noktasında gelmekle birlikte, önümüzdeki döneme ait umutlarımızı korumak adına ihtiyacımız var gelecekten haberler duymaya. Yeni yılda sağlık, mutluluk, barış vesaire dileyen herkes, herkesin umut taciri bir nevi. Dileyince sağlık geliyormuş, para geliyormuş, barış geliyormuş gibi dileyip duruyoruz. Hepimiz diliyoruz ve bir süre sonra bu kadar çok dileğin karşılıksız kalmayacağına inanmaya başlıyoruz. Daha iyi dileme yarışına giriyoruz. Kim daha albenili kelimelerle dileğini dilerse, daha çok insana ulaştırırsa, o dilekler daha makbul olup ön elemeye girmeden kabul edilecekmiş gibi bir inanış yaygın. ‘Ah bu dileme çok kafiyeli olmuş, hem de çok anlamlı, kesin kabul olur. Ben de bunu paylaşmalıyım…’ diyerek içimizdeki küçük çocuğa veriyoruz gazı. Yeni yıl kavramı başlı başına bezmiş ruhlarımızı oyalamaya ve yeniden umutla doldurmaya yönelik bir kandırmaca aslında. Diğer taraftan bakacak olursak, sonuçta zamanı dilimlere ayıran biziz ve bu dilimleri aslında istediğimiz gibi bölme şansına da sahibiz. Mesela benim yeni yılım, Mart ayında olabilir, ya da Şubat’ın 22 sinde, veya Temmuzun 1 inde. Hatta bırakın o kadar uzağı, yarın olabilir. Her yarın, benim miladım olabilir. Eğer ben değişeceksem, eğer benim hayatıma yeni bir şeyler girecekse, eğer benim hayatımda bir şeyler değişecekse, bu biraz da benim elimde ve ben istediğim zaman bu değişim başlar. Konfor alanımdan çıkıp, korkularımla yüzleştiğimde, adımımı atıp yürüdüğümde değişirim. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar almayı bekleyenler içindir yılbaşları. Oysa bize her yeni gün yılbaşı. Her doğan güneşle gelen taptaze ümit var gökyüzünde. Mesele yakalayabilmekte yeni günü. Cesur adımlarla ilerlemedikçe, bazı kararlar almadıkça değişecek çok ta bir şey yok hayatımızda.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !